|
DUYGUSAL GELİŞİM
Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu,
biyolojik-cinsel gelişmeye eşlik eden hormonel salgılar
buluğda ve onu izleyen yıllardaki ergenin hem
duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin
farklılıklar sergilemesine neden olur.
Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Duyguların Yoğunluğunda Artış:
Buluğdan başlayarak ergenin duygularının yoğunluğunda artma
olur. Üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duygularını ifade
ederken bu yoğunluk göze çarpar. Artan duygululuk ve coşku
hali ergende duygularını dışa vurma ve ifade etme
ihtiyacını doğurur. Olumsuz duygular el, kol hareketleri,
yüz ifadesi ve bağırma gibi sözlü ve sözsüz davranışlarla
dışa vurulurken, heyecan, coşku ve karşı cinse yönelik
duygular şiir veya öykü yazma, hatıra defteri tutma
aracılığı ile kağıda yansıtılır.
Aşık Olma:
Karşı cinse yönelik ilgiler buluğ öncesinde başlar.
Ergenlikte cinsel içerikli beğenme ve beğenilme arzusu
bireye heyecan veren bir duygudur. Cinsler arasındaki
yakınlaşma eğilimi, ergenliğin başlarında daha çok grupta
bir arada olma isteği taşırken sonraları karşı cinsten
belirli bireylere yönelmiş romantik duygular ortaya çıkar.
Mahcubiyet ve Çekingenlik:
Buluğ öncesinden başlayan ve buluğda da devam eden bir
durumdur. Adeta vücutlarını saklamak isterler.
Vücutlarında meydana gelen farklı zaman ve hızlardaki
değişiklikleri saklamak ve ya kendi vücutlarını meraklı
gözlerden saklama amacı taşıdığı düşünülebilir.
Aşırı Hayal Kurma:
Biyolojik-cinsel gelişme, duygululuktaki artış ve zihinsel
gelişme, ergenlerin akıllarından geçirdikleri yoğunluğunu
ve niteliğini de değiştirir. Ergen hayal kurma yolu ile
arzularını düşüncelerine yansıtır. Hayal konusu geleceğe
yönelik tasarılar olabileceği gibi, gerçekleşmesini
isteyebileceği herhangi bir isteği de olabilir. Hayalin
içeriği genellikle karşı cinse yöneliktir. Hayal etme
yaratıcı düşünceyi besleyen en önemli güçtür. Bu anlamda
yararlıdır. Ancak gerçekleştirilmemiş istekler sanki olmuş
gibi hayal ediliyorsa, o zaman ergenler için bir sığınma
ve telafi etme aracı haline getirilmiş demektir.
Tedirgin ve Huzursuz Olma:Bu duygu ergenin karşı karşıya kaldığı stres uyarılarının
etkisine göre ve uyaranları algılayış biçimine göre
değişmektedir. Meydana gelen değişikliklere alışma
çabalarının yanı sıra, akranları ve yetişkinlerle olan
sosyal ilişkilerdeki aksamalar veya bu isteğin
engellenmesi de huzursuzluk yaratabilir.
Yalnız Kalma İsteği:
Buluğdaki bir kız veya erkek zaman zaman başkalarından
uzaklaşmak, kendisi ile baş başa kalmak istiyor gibidir.
Çalışmaya Karşı İsteksizlik:
Hızlı büyümenin olduğu bu dönemde ergenin bir miktar durgun
ve atıl olduğu adeta hareket etmeye üşendiği zamanlar
vardır. Çalışmaya daha az isteklidir. Vücut enerjisini
adeta büyümeye harcıyor gibidir.
Çabuk Heyecanlanma:
Ergen
yeni
durumlarla
karşılaştığında, bu kendisi için alışık olmadığı bir
durumsa heyecanlanıp korkabilir. Heyecan dengesi tam
oluşmadığı için duygularının kontrolü zordur. Çoğu ergen
heyecan verici durumlar karşısında kolayca kızabilir.
Kızarma ergende korku yaratan istenmedik bir durumdur.
Sadece bu korku tek başına ergeni heyecanlandırıp,
kaygısını arttırabilir. Ergen bu durumda kendisinin
başkaları tarafından aciz, güvensiz ve korkak gibi
algılanabileceğini düşünür ve bu izlenimi bırakmaktan
dolayı üzüntü duyar. Heyecanların kontrolü öğrenme ile
kazanılır veya olgunlaştıkça belirli durumlar karşısında
gösterilen duygusal tepkilerde dengelilik artar.
ERGENLİK DÖNEMİNDE EN SIK RASTLANILAN HEYECAN BİÇİMLERİ:
Sıklıkla karşılaşılan
heyecan biçimleri :
KORKU :
Objelere karşı duyulan korkular (yılan, köpek vb.).
Sosyal ilişkilerden duyulan korkular (kalabalıkta konuşma)
Ergenin
kendisiyle ilgili korkuları (yoksulluk, ölüm,
başarısızlık)
ENDİŞE :
Daha ziyade hayali nedenlerden oluşur (ne olacağım?)
DUYGUSAL KIRIKLIKLAR :
Biyolojik yetersizlikler, yetersiz alışkanlık, yetenek ve
beceriler. Çevresel yetersizlikler ve tehlikeler (maddi,
aile, kural, disiplin vb.) Birbirine karşıt isteklerin
çatışması.
ÖFKE :
Alay edilme, yalanla aldatılma, yalancılıkla suçlanma.
RUHSAL ZORLANMALAR :
İnsan, faaliyetlerinde engellendiğinde bir gerilim veya
bunalım yaşarlar. Her hangi bir baskı, hoş olmayan bir
olay, yüklenilen ağır görevler veya üzüntü yaratan olaylar
ruhsal zorlanma olarak nitelendirilebilir. Uygun eğitim
öğretim ya da yaşantılar ortamı sağlanamadığında şu
davranış ve bozuklukları görülebilir:
-
Öğrencide sosyal geri çekilme.
-
Uyumsuz davranışlar, kaçma, çalma, suça yönelme vb.
-
Madde bağımlılığı (sigara, alkol, balli, tiner, uyuşturucu
)
-
Davranış bozuklukları (stres, depresyon, nevroz, psikoz ).
- Çatışma
(aile, okul, sokak )
-
Uzaklaşma.
ERGENLİKTE
SOSYAL GELİŞİM
Sosyal gelişme, kişinin içinde yaşadığı toplum
tarafından kabul edilebilir biçimde davranmayı öğrenme
sürecidir. Çocuğun diğer insanlarla olan sosyal
ilişkilerinin nasıl olacağı hayatın ilk yıllarındaki
öğrenmelerine bağlıdır. İnsanlarla sıcak ilişkiler
kurmaktan hoşlanan çocuklar bu davranışı öğrenme ile
kazanırlar. Bu bakımdan anne-baba ve diğer yetişkinlerin
sosyal davranışları çok önemlidir.
Çocuğun tek çocuk, ortanca veya büyük çocuk
olup olmadığı, kardeş sayısı, cinsiyeti, ailenin
büyüklüğü,ailenin katıldığı sosyal deneyimlerin kalitesi,
eve misafir gelişi, misafir ağırlama biçimi, ebeveynin
evdeki misafire takınması gereken tavır,ailenin sosyal,
ekonomik ve kültürel seviyesi hep topluma uymasını,
sosyalleşmesini etkileyen belli başlı faktörlerdir.
Aralarında çok yaş farkı olan kardeşi olma,
sosyalleştirmeyi güçleştirebilir. Kardeşlerin ve ev
halkının hep aynı cinsiyetten olması karşı cinsle ilişki
kurmayı güç hale getirebilir.
Toplumsal Uyum
Ergen, toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya
gereksinim duyar. Toplumsal uyum geniş ölçüde bu
gereksinmenin karşılanmasına bağlıdır. Ergenlik yılları
bir anlamda, toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da
nitelenebilir.
Toplumsal uyum zamanla kazanılır. Bu uyum ergenlik
döneminde bazı deneyimlerle gelişir. Bu evrede birey kendi
cinsinden oluşturduğu grup içinde faaliyetlerini
düzenlemeye çalışır.
İlk sosyal uyumlarını gerçekleştirirken kendilerine
deneyim fırsatı tanınan, özgür bir aile ortamında,
yeterince sevgi ve güven ortamı içinde büyüyen çocukların
ergenlik döneminde başarılı olmaları için gerekli ortam
hazırlanmış demektir. Bu nedenle anne ve babaların önce
çocuklarını tanımaları, onların ilgi ve yeteneklerini
bilmeleri, onları özerk kılmak üzere fırsat hazırlamaları,
nihayet onların sorularına arkadaşça kuracakları diyalog
yardımıyla eğilmeleri ergenlik döneminin kolayca
aşılmasına yardımcı olacak etkenlerdir.
İyi Bir Öğretmen Sınıfta Şunlara Dikkat Etmelidir
·
Bir öğretmen evvela sınıftaki çocuklara emniyet ve huzur
hissi duyurması icap eder.
·
Kendi uyum problemlerini onlara aşılamaması gerekir.
·
Sınıftaki her çocuğa eşit muamele etmesi ve bazı çocuklara
fazla ilgi göstermekten veya herhangi bir sevgisizliğini
göstermekten kaçınması gerekir.
·
Öğretmen çocukların sınıfa hakim olmalarına müsaade
etmemelidir.
·
Bir öğretmen sınıfını mümkün olduğu kadar ilgi çeken bir
yer yapmalıdır.
Ergenlik
Çağındaki Gençlerin Eğitiminde Alınabilecek Önlemler
·
Ergenlik çağında bulunan çocuk yada genç, kendi kişilik
özelliklerine karşı çok duyarlıdır. Bu nedenle, bunlara
karşı kırıcı eleştiri, alay, korkutma, başkaları yanında
küçük düşürme, aleyhte kıyaslama ve hakaret gibi
davranışlarda bulunmak, hiçbir zaman doğru değildir.
·
Ergenlik çağındaki kimseler için, çok kural yerine, az
kural konmalı ve yapılan yanılgılar da çok
büyütülmemelidir. En küçük bir olumsuz davranışı sanki
büyük bir suç işlemiş gibi karşılamaktan çekinmelidir.
·
Ders dışı etkinliklere de önem verilmelidir. Ders dışı
etkinlikler, çocuğun boş zamanını en yararlı bir biçimde
doldurmasına ve ruhsal sağlığının da düzelmesine olanak
sağlayacaktır.
·
Bu çağdaki gençler kendi haklarına çok duyarlıdır. Bu
nedenle hakseverlik ilkesinden ayrılınmamalıdır.
·
Yine bu yaştaki gençler, kendi ”onur” duygularına karşı
çok duyarlıdırlar. Bunun için, onları boş yere suçlamaktan
özenle kaçınılmalıdır.
·
Bu dönemde özellikle, “aşağılık duygusu” içinde bulunana
çocukların belli alanlarda başarı göstermelerini sağlamak
üzere, onları, ilgi duydukları ve başarılı oldukları
alanlara teşvik etmelidir.
·
Okuldaki sınavlarda, sınav sonuçlarına gereğinden fazla
önem verilmemelidir. Özellikle, çocuk yada gençte, bir
“sınav kokusu” geliştirilmemelidir.
ERGENİN AİLESİYLE İLİŞKİLERİ
·
Ergen için tehlikeli bir durum:Anne baba arasındaki
anlaşmazlık
·
Çok az anne baba, ergen çocuklarında geleceğin yetişkin
haklarını görebilmektedir.
·
Anne babanın ergen çocukları hakkındaki yargıları
genellikle katı, önyargılı ve haksızdır; çünkü çocuklarını
anlamazlar.
·
Gelecekteki terk etmeyi haber verdiği için anne babaların
çocuktaki her türlü değişimi, gemlemeleri olgunlaşmada bir
gecikmeye yol açar.
·
Ergeni sistemli kötüleme, aşağılık kompleksi, ya da düşsel
karmaşaları doğurabilir.
GENÇLERLE
BARIŞ İÇİNDE YAŞANABİLİR Mİ?
Gençlerle barış içinde yaşanabilir, bu zorunluluktan doğan
bir çatışmanın çözümü için de gereklidir. Gençlik
çatışmalarının sürüp gitmesi, gençlerle yetişkinler
arasında kapatılmaz gibi görünen bir uçurumun varlığı,
insanı karamsarlığa itiyor. Ancak gençleri anlamak ve
onlarla dayanışma yapmak zorundayız. Her şeyden önce,
gençlik çağının fırtınalı ve çetin bir dönem olduğunu göz
önünde tutmakta yarar vardır.
Kuşaklar arası çatışma yalnız kaçınılmaz
değil, sağlıklıdır da. Bilimde, sanatta, yazında ve
toplumsal alanda bir çok devrim ve yenilik eskiyi
yadsımakla başlamış ve gerçekleşmiştir. Bunu da çoğunlukla
genç kuşaklar başarmıştır. Kuşkusuz gençlerin yenilik
tutkusu ve ilerici görüşleriyle eski kuşakların
deneyiminin birleşmesinde ancak toplum kazanır.
Gençlerle anne baba arsında ortaya çıkan ve kuşak
çatışmasına yol açan durumlar:
1.
Biçimsel olarak kuşak çatışması yaratan durumlar,
olaylar:
·
Eve dönüş ve yemek saati
·
Çalışma, eğlenme ,gezme saati
·
Giyinme ve süslenme biçimi
·
Sözlü ve sözsüz iletişim biçimi
·
Müzik dinlerken yada iş yaparken gürültü çıkarmak
·
Arkadaş seçimi, arkadaş ilişkisi
·
Kız-erkek arkadaşlığı
·
Büyüklere karşı saygı
·
Ekonomik olarak (para sorunu)
2.
İçerik olarak kuşak çatışması gereken durumlar,
olaylar:
·
Özdeşleşme, özerklik, sorumluluk süreçlerinden kaynaklanan
düşünceler
·
Hal ve görev kavramı
·
Gelenek, görenek, din anlayışı ve yorumu
·
Geçerli değer yargıları
·
Meslek seçimi
·
Başarılı ve saygın insanın tanımı
·
Müzik türü, dergi, günlük gazete, kitap seçimi
·
Dinlerken radyo, izlenen televizyon, seçilen video
kasetlerinin türü ve konusuna ilişkin görüşler
·
Dünya görüşü, yaşam felsefesi
·
Toplumun, ülkenin, insanın geleceğine ilişkin görüşler
Kuşak çatışmasının olumsuz ve sağlıksız boyutlara kadar
erişmesini önlemek, bir yerde sağlıklı ve iyi bir iletişim
yoluyla gerçekleşir. Bu iletişimin sağlıklı olması da,
öncelikle yetişkin kuşağın yerine getirmesi gereken
ödevler dahilinde gerçekleşecektir;
·
Yetişkin kuşak önce genci bir insan olarak kabul etmeli,
ona sevgi ve saygı gösterdiğinizi belirtmek gerekir.
·
Gençlik çağına özgü biyolojik, ruhsal ve toplumsal değişme
ve gelişmeleri, bunların gencin davranışına ne biçimde
yansıdığını bilip tanımak, gençlik çağının fırtınalı ve
zor olduğunu göz önünde bulundurarak durumu değerlendirmek
gerekir.
·
Gencin duygulanım değişiklikleri ve düşlemlerden
kaynaklanan davranışları karşısında serin kanlı olmak ve
kırıcı, sert, yıkıcı davranışlarda bulunmamak gerekir.
·
Genci denetlemek, engellemek yada ödün, ödül vermek için
tutarlı davranmak gerekir. Bazen ödüle değer bulduğumuz
bir davranışı başka bir zaman kötüleyip, eleştirip,
yermekten kaçınmak gerekir.
·
Gencin yaşamı,giyinişi, süslenmesine ilişkin karar alırken
durumu gençle tartışmak yerine onun düşünce ve önerilerine
anlayış ve saygı göstermek gerekir.
·
Aile ve evle ilgili konularda ve sorunlarında gencin de
düşünce ve önerilerini alıp onunla konuşunuz, tartışmaktan
uzak bir tavır sergileyiniz.
·
Konuşma ve tartışmalar sırasında gencin doğru düşündüğü,
gerçeği bulup söylediği durumlarda ona hak verin, düşünce
ve önerisini gerçekleştirmek için ona yardımcı olun.
·
Gençlerle yapılan konuşma ve tartışmaları onları
korkutarak ve yıldırarak kesmeyin.
·
Gencin tutumu ve davranışlarına biçim ve yön verirken
“benim gençliğimde” diye başlayan konuşma, öğüt ve
davranışlarınızdan kaçınınız.
·
Gence bol bol öğüt vermek ve tavsiyede bulunmak yerine
örnek davranışlar yapın ve örnek davranışlar bulun
gösterin.Çünkü ergenler de çocuklar gibi öğüt ve
tavsiyelerden hiç ders almaz bunun için model olacak
davranış ve eylemlerde bulunmak sağlıklı bir yetişkin
yaşamına hazırlayacaktır genci.
İki kuşak arasındaki iletişimin sağlıklı bir biçimde
kurulup sürdürülmesi için gençlere de düşen görevler
vardır:
·
Gençler bilse, yaşlılar yapabilseydi! Deyimine uygun
olarak iletişim kurmaya çalışın.
·
Bütün amaç, beklenti ve isteklerinin hemen o anda tümüyle
gerçekleşmeyeceğini bilin.
·
Konuşma ve tartışmalarda kırıcı ve sert olmaktan kaçının.
·
Engeller, zorluklar, sorunlar karşısında size yardımcı ve
destek olacak insanların anneniz, babanız, yakınlarınız
olacağını unutmayın.
·
Her yerde ve her zaman erişkin ve yetişkinlerden
öğrenmemiz gereken bilgiler, deneyler olduğunu kabul edin.
Yetişkinlerin, ergenlerle olan eğitim
farklılıklarının giderilmesi, her iki kuşağın sahip
çıkacağı ortak değerlerin yaratılmasına olanak hazırlaması
anne-baba ve ergen arsındaki çatışmayı azaltacak ve onları
sağlıklı bir biçimde toplumla bütünleştirecektir.
AHLAK GELİŞİMİ VE AHLAKİ DAVRANIŞ
Ergenlikte
işlev gören iki etmen, ahlak gelişiminde önemli
değişikliklere katkıda bulunur. Bunlardan birincisi
bilişsel gelişimde soyut işlemlerin başlamasıdır. İkincisi
ise yeni bir kimliğin ve benlik duygusunun oluşmasıdır.
Soyut işlemlerin bilişsel evresi, bireyin geleneksel ahlak
düzeyinin ötesine geçmesi için önkoşuldur. Bireyin ilkeli
ahlak konumuna gelmesi, diğer bir anlatımla yasa altında
eşit adalet,en iyiyi bütün insanlara sunmak, toplumsal
sözleşmeler veya insan yaşamının değeri gibi kavramları
ele alması için bireyin soyut kavramlarla düşünebilmesi,
somut durumları ele almanın ötesine geçebilmesi ve
varsayımlı problemler ortaya atabilmesi gerekir.
Soyut işlem düşüncesinin başlaması ve
ergenlikteki benlik arayışı, bu gelişimi kolaylaştıran
ardışık bir değişim ve çatışma dönemiyle sonuçlanır.
Ergen, sadece kendi hakkında değil,fakat dünya ve insanlık
hakkında yanıtlar arayıp bunları netleştirmeye çalışır.
Benliğin bütünleşmesi ve bireyin (ben) kim olduğunun
açıkça farkına varması söz konusudur. Bu farkına varış
kimlik haline gelir. Bu ego olarak da adlandırılabilir.
MESLEK GELİŞİMİ
Kişinin kendi ilgi
ve yeteneklerini gerçekçi bir gözle görmesi, bunlara uygun
meslekleri tanıması ve bu doğrultuda seçimini yapması,
ileride meslekteki başarılarını ve uyumunu olumlu yönde
etkilemektedir.
Ana babaların, çocuklarının ilgi ve
yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeleri, ulaşılabilir
hedefler belirlemelerine yardımcı olmaları beklenir.
Meslek gelişimi, yaşamda ergenlik döneminin
önemli bir boyutunu oluşturur. Çalışma dünyası içindeki
başarı ve doyum için büyük önem taşıyan meslek
araştırması, karar verme ve hazırlık yıllarını kapsar.
“Meslek” yalnızca yaşamın dayanak noktası gibi
değerlendirilmemekte, giderek bir gelişimsel olgu olarak
kabul görmektedir.
Artık, mesleki seçimi
lise yıllarının sonunda, yaşam boyunca yalnızca bir kez
gerçekleşen bir olay olarak değerlendirilmemektedir.
Meslek seçimi daha çok, çocukluğun sonlarından
yetişkinliğin başlarına kadar uzanan, en azından on yıllık
bir olgunlaşma sürecidir.
Meslekler hakkında bilgi vermenin amaçları
şunlardır:
1-
İlgi duyduğu ve yönelmeyi düşündüğü mesleğin, kendisince
bilinmeyen yönleri hakkında ayrıntılı bilgi vermek.
2-
Öğrenciye, varlığından haberdar olmadığı ya da hakkında
yanlış ve eksik bilgi sahibi olduğu meslekleri tanıtmak ve
böylece onun görüş alanını genişletip daha zengin bir
seçenek grubu arasından uygun seçimi yapmasına yardımcı
olmak.
3-
Topluma yararlı ve kişinin kendini gerçekleştirmesine
olanak veren her mesleğin saygıya değer olduğu görüşüne
erişmesine yardımcı olmak.
Her
insan belki okul öncesi yıllardan itibaren ileride ne
olacağını düşünür ve geleceği hakkında bazı planlar kurar.
Başlangıçta tamamen duygusal ve hayali olan meslek seçimi
yaş ilerledikçe daha gerçekçi temellere dayandırılmaya
başlar.
Öğrencilerin ilgi ve
yeteneklerini, toplumun insan gücü ihtiyacını dikkate
almaksızın yaptığı seçmeler, hem kendilerini ve
yakınlarını hayal kırıklığına uğratmakta hem de toplumun
kalkınması bakımından ihtiyaç duyulan insan gücünün
israfına yol açmaktadır.
Meslekler hakkında doğru
ve ayrıntılı bilgi sahibi olması bir gencin, meslek seçimi
kararını şu yönlerden etkileyebilir:
1-
Meslek seçimi kişinin o alanda, ileride iş bulma
olasılığını etkiler.
2-
Bir meslek seçimi kişinin başarı ve başarısızlıklarını
belirler.
3-
Bir meslek seçimi kişinin işinden hoşlanıp
hoşlanmayacağını etkiler.
4-
Meslek seçimi hayatın diğer yönlerini de etkiler. Nerede
yaşanacağını, evliliği, değer, tutum, davranışları,hayat
görüşünü, kişilik özelliklerini etkiler.
5
Meslek seçimi demokratik bir toplumun insan gücünü nasıl
kullanacağını etkiler.
Ergenlik
Çağındaki Gençlerin Eğitimindeki Alınacak Önlemler
1.
Ergenlik çağında bulunan çocuk yada genç, kendi kişilik
özelliklerine karşı çok duyarlıdır. Bu nedenle, bunlara
karşı kırıcı eleştiri, alay, korkutma, başkaları yanında
küçük düşürme, aleyhte kıyaslama ve hakaret gibi
davranışlarda bulunmak hiçbir zaman doğru değildir.
2.
Ergenlik çağındaki kimseler için, çok kural yerine, az
kural ortaya konmalı ve yapılan yanılgıları da çok
büyütmemelidir. En küçük bir olumsuz davranışı sanki büyük
bir suç işlemiş gibi karşılamaktan çekinmelidir.
3.
Eğitimcinin genç ile olan ilişkilerinde, ne aşırı bir
içtenlik, ne de aşırı bir resmiyet bulunmalıdır. Bu
dönemdeki kişinin, yalnızca anlayışlı bir gereksinimi
vardır.
4.
Ders dışı etkinliklere önem vermelidir. Ders dışı
etkinlikler, çocuğun boş zamanını en yararlı bir biçimde
doldurmasına ve ruhsal sağlığının da düzelmesine olanak
sağlayacaktır.
5.
Bu çağdaki gençler, kendi haklarına karşı çok
duyarlıdırlar. Bunun için, derslerde verilen notlarda ve
yarışmalarda hakseverlik ilkesinden ayrılmamalıdır.
6.
Bu yaştaki gençler, kendi “onur” duygularına karşı çok
duyarlıdırlar. Bunun için, onları boş yere suçlamaktan
özenle kaçınılmalıdır.
7.
Bu dönemde özellikle, “aşağılık duygusu” içinde bulunan
çocukların belli alanlarda başarı göstermelerini sağlamak
üzere, onları, ilgi duydukları ve başarılı oldukları
alanlara teşvik etmelidir.
8.
Okuldaki sınavlarda, sınav sonuçlarına gereğinden fazla
önem verilmemelidir. Özellikle çocuk yada gençte, bir
“sınav korkusu” geliştirilmemelidir.
ANNE-BABANIN DİKKAT ETMELERİ GEREKEN
BAŞLICA NOKTALAR:
1.
Öncelikle çocuklarını tanımalı, onları ilgi ve yetenekleri
doğrultusunda yönlendirmelidirler. Anne babalar, kendi
tutku ve arzularına göre değerlendirme yapmamalıdırlar.
2.
Çocuklarındaki güven duygusunu pekiştirmek üzere ortam
hazırlamalı, yetenek ve kapasitesini aşmamalıdır.
3.
En önemli besinin sevgi ve sevecenlik olduğunu unutmamalı,
ancak aşırıya kaçmamalıdırlar.
4.
Yaşayarak öğrenmeye ağırlık verilmelidir.
5.
Çocukların kendi kendilerini yönetmelerini yaş küçüklüğü
vb. nedenlerle engellememelidirler.
6.
Anne ve babalar gelişimin normal yüzlerini, zorlu
dönemlerini bilmeli, davranışlarını ona göre
düzenlemelidirler.
7.
Her çocuğun kendine özgü niteliklerle donanmış, ayrı bir
birey olduğunu düşünerek, diğer çocuklarla ve
kardeşleriyle kıyaslamamalıdırlar.
8.
Aile ve toplumca geçerli olan bazı kurallara uyma
zorunluluğu çocuğa hatırlatılmalı, uymadığı taktirde
davranışları insanlar arası ilişkileri anlatacak türdeki
yöntemlerle cezalandırılmalıdır. Kişiliğine değil
davranışına yönelik olmalıdır.
9.
Anne ve babalar özellikle disiplin konusunda görüş
birliğinde olmaya, çocuğun yanında tartışmamaya
çalışmalıdırlar.
10.
Çocuğunuza hep çocuk gibi davranırsanız o da hep çocuk
gibi kalır. Büyümenin ve gelişmenin hazzını ailece
paylaşmaya çalışın.
Kaynak:
www.havzaram.googlepages.com/ERGENLIKCAGIPSIKOLOJISI.doc
|