Sponsorumuz
SPONSORUMUZ
Takvim
Temmuz 2009
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Şub    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031  
Sayfalar
Arşivler
Son Yorumlar

    ERGENLİK VE ERGENLİK ÇAĞI PSİKOLOJİSİ

    Şubat 8th, 2009

    ERGENLİK: Ergenlik; çocukla yetişkinlik arasına kalan bir ara dönemdir.Ergenlik dönemi duygusal oluşumların, zihinsel değişimlerin, fiziksel olgunluğun bir biçimidir.Ergen GençlerErgen Gençler
    Bu dönemde “BEN KİMİM?” , “NEYE İNANIP DEĞER VERİYORUM?” gibi soruların cevabı aranır.
    Ergenlik, çocukluktan çıktıktan sonra yetişkin bir insan olmadan önce bir kimlik kazanma dönemidir.
    Ergenlik; çocukluk ve gençlik arasında kalan 12–24 yaşları arasındaki gruptur.
    Ergenliğin yaş sınırları oldukça geniş tutulmaya çalışılmıştır.
    Bunun sebebi bireysel ayrılıklardır. Sağlık ve bedensel yönden koşullar iyileştikçe ergenlik dönemi daha küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
    Ergenin somut yapısı ile ilgili olarak en önemli gelişmeler boy ve ağırlık artışı, iskelet ve kas gelişimi, iç salgı sistemindeki gelişme ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdir.

    ERİNLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ

     Erinlik çakışan bir dönemdir: Erinlik çocukluğun sonlarına doğru başlar ve ergenlik yıllarında devam eder. Erinlik bir yandan çocukluk, diğer yandan ergenlikle çakışan bir dönemdir.
     Erinlik kısa bir dönemdir: 2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir. Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıla kadar sürmektedir.
     Erinlik hızlı bir değişme dönemidir: Erinlik, gerek fiziksel gerekse psikolojik değişikliklerin çok hızlı olduğu bir dönemdir. Bu hızlı değişme karmaşa, yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve bir çok çocukta istenmeyen davranışlara yol açar.
     Erinlik bir olumsuzluk evresidir: Olumsuzluk, bireyin karşıt bir tutum içine girmesini yada daha önce geliştirdiği bazı iyi niteliklerin olumsuzlaşmasını açıklar.
     Erinlik yaşı değişiktir: Erinlik yaşı ortalama olarak kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş olarak saptanmıştır.

    ZİHİNSEL GELİŞİM

     Ergenlik döneminde zeka, gelişmesini sürdürse de boy uzaması gibi birden sıçrama göstermez.
     Zekanın ergenlik çağına kadar dik bir eğri boyunca hızla geliştiği, 15-16 yaşlarında doruğa ulaştığı, ondan sonra daha yatık bir eğri izleyerek 20 yaşına kadar yavaş bir gelişme gösterdiği kabul edilmektedir.
     12 yaşlarından başlayarak ergenlerde soyut düşünme yeteneği hızlı bir gelişme gösterir.
     Yani bu dönemde kavramları kullanarak yeni kavramlar ve düşünceler üretebilme yeteneği,yaratıcı ve üretici düşünme biçimi gelişir.

    DUYGUSAL GELİŞİM
    Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu, ergenin hem duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur.Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:
     Duyguların Yoğunluğunda Artış
     Aşık Olma
     Mahcubiyet ve Çekingenlik
     Aşırı Hayal Kurma
     Yalnız Kalma İsteği
     Çalışmaya Karşı İsteksizlik
     Çabuk Heyecanlanma
     Tedirgin ve Huzursuz Olma

    ERGENLİK DÖNEMİNDE EN SIK RASTLANAN HEYECAN BİÇİMLERİ

     KORKU
     ENDİŞE
     DUYGUSAL KIRGINLIKLAR
     ÖFKE
     RUHSAL ZORLANMALAR

    ERGENLİĞİN İLK YILLARINDA ANNE-BABALAR ÇOCUKLARI HAKKINDA SIKÇA ŞUNLARI SÖYLERLER:

     Asi ve Hırçın
     Evde Huysuz
     Alıngan, Karamsar, Ters
     Dışarıda Sıkılgan, Durgun ve Dalgın
     Kendi Başına Buyruk ve Sorumsuz
     Banyoya Girmiyor
     Olur Olmaz Her Şeye Ağlıyor
     Ders Çalışmıyor
     Süse Düşkün
     Çok Geziyor
     Bazen Yalan Söylüyor

    BEDENSEL GELİŞİM

    Büyüme ve gelişme, döllemeden başlayarak ergenlik dönemi sonuna kadar devam eder.
    Ergenlikte; eller, ayaklar, kollar ve bacakların daha önce geliştiğini görmekteyiz. Büyüme ve gelişmenin hızı, miktarı ve zamanı bakımından normal çocuklar arasında önemli farklar bulunmaktadır. Bazı çocuklar daha çabuk büyüyerek ergenliğe akranlarından önce girebilir ve bedence gelişmelerini önce tamamlayabilirler.

    BÜYÜME VE GELİŞMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER:

     Kalıtım
     Hormonlar
     Beslenme Düzeni
     Sağlık Durumu
     Coğrafi Koşullar
     İklim Yazının Devamını Okuyunuz… »

    ERGENLİK DÖNEMİNİN GENEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

    Şubat 6th, 2009

    ERGENLİĞİN TANIMI
     Delikanlılık dönemi,
     Buluğ çağı, diye adlandırılır,
     Gençlik çağı,
     Genç kızlık,

    Ergenlik;
     Toplumdan topluma,
     Devirden devire,
     Kişiden kişiye,
     Farklı özellikler gösterir.
     Aynı toplumun çeşitli kesimlerinde bile bu farklılıklar söz konusudur.GençlikGençlik

    Zamanı farklı olsa da Herkes Ergenliği yaşar.

     İnsanın içinde fırtınaların koptuğu,
     Sosyal,
     Psikolojik,
     Fiziksel değişimlerin bir arada yaşandığı,
     Çocuklukla erişkinlik arasında yer alan,
     Hızlı bir büyüme, gelişme ve olgunlaşmanın olduğu,
     Gelecekteki yaşantıyı belirleyen dönem olarak tanımlayabiliriz.

    Çocuklar sadece büyürler, Ergenler ise hem büyürler hem değişirler.
    Ergenlik; ikinci doğum olarak da adlandırılır.

    Ergen;
    Yardımseverlik  Bencillik
    Uyum  Uyumsuzluk
    Çocukluk  Ciddiyet
    Neşe  Keder
    İsyan Etme  Boyun Eğme
    İten  İsteyen
    Reddeden  Bekleyen Yazının Devamını Okuyunuz… »

    ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ CİNSEL SORUNLAR

    Şubat 6th, 2009

    Genellikle ilk adet görme kızlarda psikolojik bir etki yaratır. Eğer bunun normal olduğu bilinirse genç kızın korku duyması, hatta paniğe kapılması önlenir. Bir çoğu genç kızlığa atmış oldukları adımdan dolayı mutlu olurlar. Ama hiçbir önlem alınmamışsa, bir hastalığa yakalanmış olmaktan korkarlar, bir bozukluk olduğuna inanılar. O aşamadan sonra bu korkuyu gidermek çok zor olur. Pek çoğu ilk keresinde utanırlar, sıkılırlar. Bazıları bu günlerde okula ya da gezmeye gitmekten kaçınırlar.

    Cinsel GelişimCinsel GelişimErkeklerde ise, 11-12 yaşlarında görülen kilo artışının bu dönemin gelişimi süresince normal olduğunu kabullenmekte güçlük çekerler. Görüntülerinden rahatsızlık duyarlar ve arkadaşları tarafından alay edilmekten çekinirler.

    CİNSEL EĞİTİM

    Günümüz toplumlarında, uzun bir eğitim süreci, cinsel dürtü ve isteklerin yıllarca baskı ve denetim altına alınmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle aşırı toplumsal denetim ve baskı, cinsel yaşamın tabulaştırılması, çocukların ilgi ve meraklarının doyurulmaması, sorunların yansıtılmaması v.b. durumlar kişilikte olumsuzluklara ve ruhsal sorunların oluşmasına yol açmaktadır.

    Eğitim sürecinin uzun olması nedeniyle cinsel dürtü ve isteklerin denetlenmesi, olumlu bir şekilde kanalize edilmesi, hem de sağlıklı ve uyumlu bir kişiliğin geliştirilmesi için cinsel eğitim zorunludur. Günümüz toplumlarında bu doğrultuda bir anlayışın geliştiği görülmektedir.

    Çocuklar yaşları ilerledikçe, cinsel kimlikleri oluşmaya başladıkça, çevrelerindeki çeşitli olaylara tanık oldukça (doğum vb.) merak ve ilgileri artacak ve buna bağlı olarak da cinsellikle ilgili sorular sormaya başlayacaklardır. Çocukların en sık sordukları sorular nasıl doğdukları ya da nereden geldikleri, kızlarla erkekler arasında cinsiyet farklılıkları ve ananın babanın rolüne ilişkin sorulardır. Bu sorular çocuğun anlayabileceği bir dille ve fazla ayrıntıya girmeden yanıtlanmalıdır. Zaten çocuklar ayrıntılı bir yanıt beklemezler. Geniş kapsamlı bir açıklama hem gereksizdir hem de kafalarının karışmasına yol açar.

    Örn: “Ben nasıl doğdum? Nereden geldim?” diyen bir çocuğa “Annenin karnında büyüdün, seni oradan bir doktor ve bir hemşire çıkardı” demek yeterlidir. Buna bağlı sorular sorduğu zaman gerçeklere uygun, fakat yine yalın bir açıklamayla bilgi verilmelidir. Çocukların sorularına eksik yada kaçmak yanıt vermek doğru değildir.

    CİNSEL BİLGİ NE ZAMAN VERİLMELİDİR?

    Normal koşullarda çocuklar iki yaşında cinsiyet farkıyla ilgili, 3-4 yaşlarında ise; kendilerinin nasıl dünyaya geldiğini, kardeşlerinin yada komşu çocuğunun nasıl dünyaya geldiğini, kardeşlerinin yada komşu çocuğunun nasıl doğduğunu merak eder ve bu yönde sorular sorar. Ama yaşlar bireysel farklılıklara göre değişebilir. Bu yüzden çocuklara soru sormak için en uygun zaman çocuğun bu soruları sormaya başladığı ve merakın uyanmaya başladığı zamandır. Önemli olan çocukların yanlış bilgiler edinmeden ona , doğru bilgileri vermektir. Yazının Devamını Okuyunuz… »

    ERGENLİK DÖNEMİNDE ZİHİNSEL (BİLİŞSEL) GELİŞİM

    Şubat 6th, 2009

    Bu dönemin özelliği, çocuğun artık “yetişkin” gibi (soyut) düşünebilir hale gelmesidir. J.Piaget bu konuda araştırmalar yapmış ve birtakım sonuçlara ulaşmıştır:Çocuk ya da ergen, bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yöntemleriyle düşünebilecek düzeye erişir. Bu dönemden önce, çocuğun tümevarım ve tümdengelim yöntemleriyle düşünememesinin nedenleri şunlardır;Bilişsel GelişimBilişsel Gelişim

    1. Nesne ve olgular arasındaki ilişkileri kavramadaki yetersizlik;

    2. Çocuğun “iç dikkat” alanımdaki darlık;

    3. Çözümleme bireşim (analiz ve sentez) yapmadaki yetersizlik;

    4. Daha önceki olgu ve olayları anımsamadaki yetersizlik (unutkanlık)

    7-8 yaşlarına gelen çocuk, bu bakımlardan, istenen düzeyde olmasa da, bir gelişme göstermiştir.

    Tümdengelim için, genellikle, erinlik yıllarının sonunu beklemek gerekir.çocuğun soyut düşünebilme yeteneğini kazanması, geniş ölçüde, zekanın gelişmesini gerektirir.J.Piaget’nin kuramı üzerinde incelemelerde bulunan Dr. Gülseren Günçe, bu konudaki düşüncelerini şöyle tamamlıyor: Yazının Devamını Okuyunuz… »

    ERGENLİK DÖNEMİNDE DUYGUSAL GELİŞİM

    Şubat 5th, 2009

    Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu, biyolojik-cinsel gelişmeye eşlik eden hormonel salgılar buluğda ve onu izleyen yıllardaki ergenin hem duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur.Duygusal GelişimDuygusal Gelişim

    Bunlar aşağıdaki gibi sıralanabilir:

    Duyguların Yoğunluğunda Artış: Buluğdan başlayarak ergenin duygularının yoğunluğunda artma olur. Üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duygularını ifade ederken bu yoğunluk göze çarpar. Artan duygululuk ve coşku hali ergende duygularını dışa vurma ve ifade etme ihtiyacını doğurur. Olumsuz duygular el, kol hareketleri, yüz ifadesi ve bağırma gibi sözlü ve sözsüz davranışlarla dışa vurulurken, heyecan, coşku ve karşı cinse yönelik duygular şiir veya öykü yazma, hatıra defteri tutma aracılığı ile kağıda yansıtılır.

    Aşık Olma: Karşı cinse yönelik ilgiler buluğ öncesinde başlar. Ergenlikte cinsel içerikli beğenme ve beğenilme arzusu bireye heyecan veren bir duygudur. Cinsler arasındaki yakınlaşma eğilimi, ergenliğin başlarında daha çok grupta bir arada olma isteği taşırken sonraları karşı cinsten belirli bireylere yönelmiş romantik duygular ortaya çıkar.

    Mahcubiyet ve Çekingenlik:

    Buluğ öncesinden başlayan ve buluğda da devam eden bir durumdur. Adeta vücutlarını saklamak isterler. Vücutlarında meydana gelen farklı zaman ve hızlardaki değişiklikleri saklamak ve ya kendi vücutlarını meraklı gözlerden saklama amacı taşıdığı düşünülebilir.

    Aşırı Hayal Kurma: Biyolojik-cinsel gelişme, duygululuktaki artış ve zihinsel gelişme, ergenlerin akıllarından geçirdikleri yoğunluğunu ve niteliğini de değiştirir. Ergen hayal kurma yolu ile arzularını düşüncelerine yansıtır. Hayal konusu geleceğe yönelik tasarılar olabileceği gibi, gerçekleşmesini isteyebileceği herhangi bir isteği de olabilir. Hayalin içeriği genellikle karşı cinse yöneliktir. Hayal etme yaratıcı düşünceyi besleyen en önemli güçtür. Bu anlamda yararlıdır. Ancak gerçekleştirilmemiş istekler sanki olmuş gibi hayal ediliyorsa, o zaman ergenler için bir sığınma ve telafi etme aracı haline getirilmiş demektir. Yazının Devamını Okuyunuz… »

     Sayfa 1 » 2  1  2 »